Ana Sayfa
Biz Kimiz?
Gerekli Bilgiler
Mevzuat Linkleri
Linkler
İrtibat

 

MERSIN LIMANİ


Mersin limanında işler iyiyse, Türkiye'de de işler iyi gidiyor demektir.


Yumuktepe ve Tarsus Gözlükule yerleşimlerinden günümüze kadar geçen 6000 yıldan buyana, yörede yaşayan uygarlıkların deniz aşırı bağlantıları kesintisiz devam etmiştir.


Kitabın tarihçe bölümünde görüldüğü gibi, Antik Çağlar'da merkezi Tarsus olan Ovalık Kilikya, Eski Dünya'nın önemli deniz ve ticaret yollarının ulaştığı bir coğrafyadaydı. Dağlık Kilikya'nın geçit vermemesi, yeterli topraklarının olmaması ise iki bölgenin gelişmesinde önemli farklılaşmalar göstermiştir. Ovalık Kilikya'da ticaret, sanayi ve kentlerin büyümesinde limanlar etkili olurken. Dağlık Kilikya'da ise aynı gelişme sağlanamadı.


MÖ 11 .yüzyıldan itibaren Akdeniz'in tüm kıyılarında ticaret faaliyetlerini yaygınlaştıran ilk denizci ulus olarak bilinen Fenikeliler, Toros ve Lübnan dağlarındaki sedir ormanlarından yararlanarak inşa ettikleri büyük gemilerle, açık deniz ticaretinde başarılı oldular. Akdeniz'de kurdukları birçok iskele ve ticari sömürgeyle doğu ve batı arasındaki mal dağıtımının organizasyonundan yüksek gelirler elde ettiler. Antik Çağlar'da Ion, Akha ve Rodos gibi denizci uluslar, Ovalık Kilikya'nın, Asurlular'ın denetiminde olması nedeniyle, önceleri Dağlık Kilikya'da Anamerium, Kelenderis ve Nagidos gibi ticaret iskeleleri ve liman yerleşimleri kurdular. Tarsus, bu dönemde gelişmekte olan bir liman kentiyken, daha sonraki Roma Çağlarfnda Kilikya'nın en önemli ve büyük limanı haline geldi. Güney rüzgarlarından etkilenmeyen Rehgma Lagün gölü (Denizkulağı), çok sayıda geminin barındığı korunaklı doğal bir iç liman olarak hizmet vermekteydi.


Bizans döneminde uluslararası ticaretin istanbul, Ege ve Karadeniz'e yönelmesiyle, Kilikya limanlarının işlevleri büyük ölçüde azaldı.


Ortaçağ'da deniz yoluyla yapılan Haçlı Seferleri sonucunda, Doğu Akdeniz'de kurulan Haçlı Krallıkları ile Kilikya Ermeni Krallığı, liman faaliyetlerine yeniden canlılık kazandırdılar. Cenova, Venedik, Piza, Amalfı vb. italyan Latin Cumhuriyetleri, Kıbrıs Krallığı ve adalarla kurulan ticari ilişkiler, Kilikya Kralı Leon'un yürürlüğe koyduğu yasalarla düzenlendi. Balasanyan'a göre; deniz kıyısında, liman ve akarsu ağızlarında demirleyen ticaret gemilerinden, ayrıca taşıdığı mallardan vergi alınmaktaydı.


Batılı tüccarlar, Kilikya'ya buğday, arpa, şarap, zeytinyağı, ipekli kumaşlar, baharat, ilaç, kalay, bakır, değerli madenler, sabun, silah, ayna gibi eşyalar getirirler; buradan büyük baş hayvan, koyun, katır, deri, keçi kılı ve dokuması, tahıl, yağlı tohumlar, pamuk, tuz, kereste gibi çeşitli ürünler alırlardı.


Böylesine geniş bir ticareti denetlemek için Kilikya kıyılarında, dağ ve akarsu geçitlerinde Ayaş ve Tarsus'daki bir soylunun denetiminde çalışan vergi merkezleri bulunmaktaydı.
Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde, E.A.Zachariadou'nun bir kısmını yayınladığı ticaret anlaşmaları çerçevesinde, Latinler ve Kıbrıs Krallığı ile yapılan ticarete ait ürünlerin ithalatı ve ihracati
Tarsus, Silifke'nin limanı olan Mesulium Port (Taşucu) ve Gilindire (Aydıncık) limanlarıyla sağlanmaktaydı. Bu ticaretin destekleyici olduğunu düşük oranlı gümrük vergilerinden anlıyoruz.


Osmanlı imparatorluğu döneminde uluslararası aktif deniz ticaretinin olmayışı, sadece imparatorluğun kendi eyaletleri arasında yapılan bölgeler arası ticaret nedeniyle; başta istanbul, izmir ve Selanik olmak üzere; Batı Anadolu, Suriye ve Mısır limanları önem kazanmıştı. Bu durum içel limanlarını gemilerin uğrak yeri olmaktan çıkarmış, adeta terk edilmesine neden olmuştur. IS.yüzyıl gezginlerinin anılarında yazıldığı gibi, buraları yoksul birer balıkçı barınaklarından ibaret iskeleler haline geldi. Özellikle, Tarsus'un denizle bağlantısını sağlayan Tarsus Çayı'nın denize ulaştığı yerin ilgisizlik nedeniyle alüvyonal birikimlerle kapanmasıyla, Lagün gölünün hastalık üreten bir bataklık haline dönüşmesi sonucunda, binlerce yıllık bu aktif liman yok olmuş, Tarsus'un gelişmesi büyük ölçüde durmuşdu. 19. yüzyılın başlarında yörenin başlıca limanları Anamur, Gilindire, Taşucu ve Ağa limanı idi. V.Cuinet'in bu iskeleler ile ilgili verdiği bilgilere bakılırsa; buralardan çoğunlukla kereste, palamut, yün, susam gibi ürünler ihraç edilmekte, ithal malı ürünler istanbul ve izmir'den gelen yelkenliler sağlamaktaydı. Anamur iskelesi kış aylarında çalışmıyordu. Gülnar'ın iskelesi olan Gilindire limanının ağzındaki üç adacık, denizin dalgalı olduğu zamanlarda, büyük tonajlı tekneler için tehlike arzediyordu. En önemlisi bu üç liman, yeni açılan ana ulaşım yollarına ve tarım ekonomisine dayalı olarak gelişen Çukurova gibi geniş üretim alanına uzaktı.


<<<Mersin Anasayfası
Devam >>> 1 2 3 4 5



Mersin Rehber Bir Ajans Metropol Yayınıdır...
Bilgi İçin 0324 336 00 30 Pbx info@ajansmetropol.net