|
|
Tarih,
Kilikya'da Tekerrür Ediyor
19. yüzyıl ortalarında dünyada oluşan siyasi ve
ekonomik gelişmeler Mersin'e liman yapımını zorunlu kılıyor.
1832'de Mısırlı ibrahim Paşa'nın Çukurova'yı işgal etmesi ve özellikle
pamuk üretiminde, burada gerçekleştirdiği akılcı, modern tarımsal
yatırımlar ve üretim teknikleri, yöre ekonomisinde ilk çarpıcı
girişimler olmuştur. Çukurova'dan yapılan pamuk ihracatı, ovanın
doğusundaki küçük Karataş ve Yumurtalık iskelelerinden yapılmaktaydı.
Batıdaki Tarsus Ovası ürünlerinin ihracatının ise o günün koşullarında,
o zamana kadar adı anılmayan ama en uygun yer olan Mersin iskelesinden
yapılmasına karar verilmişti; ancak, ibrahim Paşa'nın işgaline 1839
yılında son verilmesi ile bu proje gerçekleşemedi.
1841 tarihli Adana Vilayet Salnamesi'nde "bazı kayık ve gemilerin
uğramaya başladığı" denilen Mersin, geleceğin büyük bölge limanına
tek aday olarak görünüyordu. Zira, Osmanlı yönetiminin Batı Avrupa
ülkeleriyle yaptığı 1838 Serbest Ticaret Anlaşması, Kuzey Amerikan
iç Savaşı nedeniyle pamuk üretiminin aksaması, ingiliz tekstil sanayiinde
ortaya çıkan pamuk açığının Çukurova'dan karşılanması, Kırım Savaşı'nın
yarattığı koşullar sonucunda Avrupa'da oluşan tahıl ihtiyacı ve
sevkiyatı, Mersin limanının gelişmesi yönündeki ilk önemli faktörler
olmuştur. Tanzimat Fermanı ile ekonomik yapılanma çerçevesinde
kurulan Fırkai islahiye'nin, Çukurova pamuk üretimindeki etkili
çalışmaları, konar göçer yörük ve Türkmenlerin ovada iskana tabi
tutularak çalıştırılmaları, pamuk üretimini artırmıştı.
Pamuğun yurtdışına çıkış yapacağı en uygun yer Mersin iskelesiydi.
Öteyandan 1859 yılında inşaatına başlanan Süveyş Kanalı için gerekli
olan tomruklar, Sunturas akarsuyu ile Mersin iskelesine getiriliyor,
buradan gemilere yükleniyordu. Lübnan'dan birçok ailelerin Mersin'e
göç etmelerinin bir nedeni de, bu kereste ticareti olmuştur.
Bu gelişmelerin ardından Adana ve Mersin arasında yol yapılması
gündeme geldi. 1869 yılında
Konya Vilayeti Meclisi Umumisi'nin nafia (Bayındırlık) işleri ile
ilgili olarak:"Halep ve Akköprü'ye kadar Niğde yönünden ve
diğer taraftan Adana ve Tarsus'a ulaşacak ve Mersin limanına bağlanacak
bir şose yapılması için Adana vilayetine tebligat yapılması"
önerisi kabul edildi. Bu karar Mersin limanı açısından çok önemli
bir gerçeği de ortaya koymaktadır. Bundan böyle Mersin, Orta Anadolu
ve Kuzey Suriye'nin de çıkış kapısı olacaktır. Bu karar doğrultusunda
başlatılan AdanaMersin yolu, Adana Valisi Abidin Paşa'nın da gayretleriyle
1875 yılında taşımacılığa açıldı.
EJ.Davis anılarında yazdıği:"Güneş doğduktan hemen sonra Mersina
gözüktü. Gelişimini Kırım Savaşı sonrasında ortaya çıkan tahıl ihtiyacına
borçludur. Kilikya'da üretilen tahılın çoğu ihraç edilmektedir,
iskenderiye'de olduğu gibi gemiler kıyıdan uzak bir mesafede demir
atıyorlardı. Kışın ise bazen hiç demirlemiyorlardı." ifadesi,
mendireği olmayan limanın yükleme ve boşaltmada sorun yarattığı,
özellikle denizin dalgalı olduğu kış aylarında gemilerin hiç durmadığı
anlaşılıyor.
Mersin limanının gelişmesinde diğer önemli bir altyapı çalışması
da, Adana'dan Bağdat'a giden demiryolunun Mersin limanına bağlanması
olmuştur. 1883'de başlanan inşaat 1886'da bitirilerek ulaşıma açıldı,
istasyon binası ile önemli fabrikalar ve rıhtım arasında dekovil
hattı kuruldu.
1880 tarihli Adana Vilayet Sakıamesi'ne göre:"... iş bu Mersin
kasabası ve nahiyeleri lebiderya olup, vilayetin (Adana) havi olduğu
sancak, kaza ile Anadolu tarafına gelip giden eşyanın kaffesi (tamamı)
oradan ihraç ve ithal olunur, ikisi taş ve ikisi ahşap olmak üzere,
dört iskelesi olup, ithal ve ihraç olunan eşyanın kaffesi bu iskeleden
indirilir ve çıkartılır, ithalat ve ihracattan, Belediye için muayyem
rüsum alınır. Fransız Mesageries Maritimes Kumpanyası vapurları
ile ingiltere "Bell" Kumpanyası vapurları işlemekte olup,
acenta memurları dahi vardır."
1889 yılları içerisinde Mersin limanına gelen buharlı yük gemilerinin
ülkeleri ve sayıları şöyledir. 96 ingiliz, 5 AvusturyaMacaristan,
5 ispanyol, 68 Fransız, 25 Yunan, 35 Osmanlı, 53 Mısır, 23 Rus.
Yelkenli olarak gelen gemiler ise 13 Yunan, 14 Kudüs, 2 italyan,
560 Osmanlı gemisidir.
V.Cuinet'e göre Mersin limanından hem vilayete ait, hem de transit
yoluyla gelen malların ihracı yapılmaktadır. 1890 yılında Mersin
limanından 15.230.000 Fransız Frangı ihracat ve 8.528.000 Fransız
Frangı ithalat gerçekleşmiştir.
1890'lı yıllarda limanın yakın çevresinde ticaret ve taşımacılık
acenteleri ile konsolosluklar kurul
maya başlandı. Limana gelip giden gemilerin sayılan arttıkça, mevcut
iskeleler ihtiyacı karşılayamaz oldu. Belediye talebi karşılayabilmek
için, bir Taş iskelesi, daha sonra da Gümrük iskelesini; bu iskeleler
de yeterli olmayınca, özel kişiler kendi iskelelerini yaptırdılar.
1893 yılı Adana Vilayet Salnamesi'nde:"... 5'i ahşap, l 'i
taş, temeli ahşap ve diğeri şimendifere mahsus demirden mamul"
kaydına bakarak yukarıdaki bilginin doğrulandığı ve 1880 yılına
göre 3 iskelenin yapıldığı anlaşılıyor, iskele sayısının artışı
ile birlikte Mersin'e uğrayan gemilerin sayısı da hızla artmaktadır.
1893 tarihli Adana Vilayet Salnamesi'ne göre; 1890 yılında Mersin'e
gelip giden vapur adedi 264, yelkenli sayısı 1004 olarak görülüyor.
Vapurların 38, yelkenlilerin 940 adedi Osmanlı bandırası taşımaktadır.
Vapurların 37 adedi Hidivi Mısır, 58 adedi Fransız "Leş Mesageries
Maritimes", 85 adedi ingiliz Bell, 41 adedi Yunan Bandelion
gemicilik şirketlerine aitti. Ticari eşyanın nakliyesi için 10
adet Mavna (Altı düz, 60 tona kadar yük alabilen, motorla çekilen
deniz taşıma aracı), otuza yakın küçük Filika ve bir adette istimbot
(Buharlı çekici) bulunmaktaydı. Bu araçlardan anlaşılacağı gibi,
gemiler sığ olan limana yanaşamadıkları için (l mil açıkta demirlemekteydiler.),
yükler, iskeleler ve gemiler arasında bu araçlarla taşınıyordu.
1890 yılında Mersin limanından; Kuzey Afrika'da Cezayir, Tunus ve
Mısır'a; Avrupa'da ingiltere. Avusturya, ispanya, Fransa, italya,
Yunanistan ve Rusya'ya ihracat yapılıyordu. Bu malların hemen tamamı
tarımsal ürünlerden buğday, arpa, yulaf, darı, mısır, mercimek,
susam, kurutulmuş meyveler, haşhaş tohumu, kene otu tohumu, kitre,
pamuk tohumu ve afyon. Sanayi bitkisi olarak pamuk ve keten, hayvansal
ürün olarak tuzlanmış et, küçük baş canlı hayvan, işlenmiş hayvan
postu, ipek kozası; el sanatı ürünleri olarak, halı ve kilim. Buna
karşılık kahve, pirinç, şeker, ilaç malzemesi, çeşitli içkiler ve
sömürge ürünleri, konfeksiyon, pamuklu ve yünlü dokuma ile bükümlü
iplik, işlenmiş deri, kırtasiye malzemesi, sabun, cam ve porselen
eşya, kalay, kurşun, çelik, bakır ve demir ithal edilmekteydi.
Mersin limanı fazla derin olmadığından gemiler kıyıdan bir mil uzakta
demirlerler, nakliyat mavnalarla gerçekleştirilirdi, iskeleden
açıktaki gemilere ve gemiden iskeleye yolcu taşıma işlerini özel
kişiler kayıklarla yapmaktaydı. Tanin Gazetesi yazarlarından Ahmet
Şerif, Anadolu'da yaptığı geziler sırasında 6 Ocak 1910 günü vapurla
Mersin'e geldiğinde bu taşıyıcılarla ilgili gördüklerini şöyle yazar:"...
Vapura gelen, karayağız, tuhaf bir şekilde Arapça konuşan kayıkçılar,
bir çekirge kadar çevik, kayıktan kayığa sıçrıyor, vapurun merdivenlerine,
halatlara sarılarak yukarı çıkıyorlardı."
A.ªerif; Mersin'den Silifke yönünde kara yoluyla giderken, deniz
tarafında birçok girinti, çıkıntı, küçük büyük tabii liman görülüyorsa
da hayatla ilgili hiçbir çalışma eseri görülmediğini, Gilindire
(Aydıncık) limanının sadece yelkenli küçük deniz teknelerinin girebilmesine
uygun, Mersin'in yöredeki tek önemli liman olduğunu, SilifkeTaşucu
limanının ise giderek önemini yitirmeye başladığını gözlemlemiştir.
A.Şerifin yöredeki gezisini buraya tarifeli sefer yapmakta olan
bir Yunan vapuru ile sürdürmesi, Osmanlı imparatorluğumun deniz
yolcu taşımasına gösterdiği ilgisizliğin örneğidir. 1894 Adana Vilayet
Salnamesi'ne göre, Mersin'e uğrayan 264 vapurdan, ancak 38 adedi
Osmanlı bandırası taşımaktaydı. Kuzey Afrika kıyılarına Doğu Akdeniz'e
ve Karadeniz'in güney kıyılarına sahip olan Osmanlı imparatorluğu,
uzak yol kaptanı Metin Leblebicioğlu'nun dediği gibi:"0smanlf
da deve kervanı veya öküz kağnısı yerine, at arabası kullanmak bile
yaygınlaşamamıştır. Buhar gücü 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar
zar zor tanınmıştır. O da Avrupa'dan gelen buharlı gemiler ve Balkanlar'a
doğru uzanmak arzusu gösteren Avrupa demiryolları sayesinde olmuştur."
<<<Mersin
Anasayfası
Devam
>>> 1 2
3 4
5
|