Ana Sayfa
Biz Kimiz?
Gerekli Bilgiler
Mevzuat Linkleri
Linkler
İrtibat

 


MERSİN

"Toroslar'ın eteğinde güneşe gülümseyen Balıkçıl Kuşunun başındaki tüy gibisin MERSiN, Murtlar'ın çıkardığı güzel kokular, gelenleri hayran bırakıyor. Mersin, mucizevi bereketli toprakları, gelişen ticareti ile dünyadaki yerini alacaktır." Madame Arthus1917


100 Yıl Önce Doğu Akdeniz'de Avrupai Bir Kent


150 yıllık geçmişi ile Anadolu'nun en genç kentlerinden biri sayılan Mersin'in, Osmanlı dönemindeki eski mahalle adlarına baktığımızda Lazkiye Mahallesi, Frenk Mahallesi, Giritli Mahallesi, Hristiyan Köyü Mahallesi gibi yabancı kökenli adların yanısıra Medrese Mahallesi, Çardak Mahallesi, Yeni Köy Mahallesi gibi Türk mahallelerin varlığı, toplumsal kaynaşmanın; Attarlar Çarşısı, Bezirgan Çarşısı, Moskova Çarşısı, Tahtalı Han, Orozdibak, Gümrük Meydanı, Tüccar Han, Taş Han,

Yeni Han, Bedesten, Rıhtım, istasyon, Telgrafhane, Postane, Konsolosluk, Banka, Gümrük, Ticaret Odası gibi yapılar, kurumlar ve caddeler ise bir liman kenti olan Mersin'in ticaret yaşamının en karakteristik simgeleridir. Kaymakamı, komutanı, liman reisi, mahkeme reisi, kadı ve memurları Türk olan kentte; örneğin 18841885 yıllarında muhasebe kaleminde Nesim ve Cord Efendiler, Defteri Hakanide Agop Efendi, Ziraat Bankası'nda Bodos oğlu Dimetraki ve Yuvanaki, Belediye azalığında Banus Ağa, Karantina Doktoru Amadya, Telgrafhanede Fatulu adlı Gayrimüslim Osmanlı vatandaşları görevli idi. Nusayriler, Mısırlı Fellahlar ve Tahtacılar ise kente renk katan diğer toplulukları oluşturuyordu.
Mersin, tanzimat fermanıyla her alanda başlatılan yeniden yapılanma ve reformları, ilk önce ve en iyi değerlendiren Osmanlı kentlerinden biri oldu. Farklı etnik topluluklardan oluşan Doğu Akdenizli akıllı ve çalışkan insanlar, dikkatlerini Akdeniz'e yönelttiler. Kısa zamanda; kilise çanlarının, havra ayinlerinin, ezan seslerinin duyulduğu dama taşı planlı düzenli sokakları, Ebniye Nizamnamelerine uygun kesme taş duvarlı, marsilya kiremiti çatılı güzel yapılarıyla Anadolu kentlerinden farklı, yepyeni bir kent yarattılar. Rıhtıma yığılan pamuk balyaları, kaneviçe çuvallar, fıçılar ve sandıklar arasından geçen arabalar ve kervanlar; beyaz ipek, keten veya sadakor kumaş elbiseler içinde; gemi acentaları, bankalar ve ticarethaneler arasında telaşlı ve canlı adımlarla gidip gelen işadamları; istasyonda, tramvayda, fayton ve kafelerde, hemen her dilde konuşan insanları ile; huzurlu, dinamik, Avrupai bir yaşam içindeydiler.

Kitabın Mersin limanı ile ilgili bölümünde yazıldığı gibi, 1832 yılından itibaren Mısırlı ibrahim Paşa ile Çukurova'da başlatılan tarımsal restorasyon, daha sonra Osmanlı yönetiminin Fırkai islahiye programı ile devam ettirildi. Öte yandan Kuzey Amerika iç Savaşı, Süveyş Kanalı inşaatı ve Kırım Savaşı gibi dünyada oluşan siyasi ve ekonomik faktörler sonucunda; balıkçı barınaklarından ibaret Mersin köyünün kıyısında, küçük ticarethane ve iskeleler kuruldu. Bunlar Semihi Vural'ın "Hû'dan (Huğ) Metropol'e" diye tanımladığı gelişme sürecinin ilk kıpırtıları olmuşdu.


Bu kıpırtılar, kıyıdaki bazı kiralama ve yapılaşma talepleri nedeniyle, geçte olsa istanbul'dan farkedildiğinde ilginç bir durumla karşılaşıldı. 1855 tarihli Adana Valiliği'ne gönderilen bir fermanda, "istanbul'da Defternamei Amire'de Mersin iskelesi ve karyesi (köyü) hakkında bir kayıt olmadığı gibi, bir vakıf ve arazi dahilinde de olup olmadığı anlaşılamamıştır" denilmektedir. Ancak, bu köydeki hızlı gelişmeler gözlendiğinde, aynı yıl içinde Mersin, Sultan Abdülmecid'in bir fermanı ile Valide Sultan Vakfı yapıldı.


1838 yılında Batı Avrupa ülkeleri ile imzalanan Serbest Ticaret anlaşması ve Tanzimat Fermanıyla; imparatorluğa yabancı sermayenin girmesine, gayrimüslim vatandaşlara ve levanten denilen yabancı tüccar ve işyeri sahiplerine kolaylıklar ve imtiyazlar tanıdı. Bu durum özellikle deniz kıyısı kentlerinin gelişmesinde çok etkili oldu.


Selanik, Istanbul, Izmir, Trabzon, iskenderun ve Mersin gibi kentler, yakın çevrelerindeki hinterland kaynaklarından gelen tarımsal ürünlerin, çok çeşitteki el sanatlarının ve sanayi hammaddelerinin ihraç edildiği. Batı Avrupa sanayi ürünlerinin giriş yaptığı, toplama ve dağıtma zengini kozmopolit metropollere dönüştüler.


Aşağıdaki metinlerde ve daha sonraki "Mersin Limanı" bölümünde görüleceği gibi; Mersin, 19. yüzyıl dünya şehircilik tarihinde, benzeri olmayan bir performans göstererek, yoktan varolurcasına, 30 yıl gibi kısa sürede Doğu Akdeniz'in en gözde liman kentlerinden biri oldu.



<<<Mersin Anasayfası
Devam >>> 1 2 3 4 5 6 7



Mersin Rehber Bir Ajans Metropol Yayınıdır...
Bilgi İçin 0324 336 00 30 Pbx info@ajansmetropol.net