Ana Sayfa
Biz Kimiz?
Gerekli Bilgiler
Mevzuat Linkleri
Linkler
İrtibat

 


Herkes Gider Mersin'e
Belgelerle Mersin'in Kentleşme Kronolojisi


Mersin'in kentsel gelişmesini, geçmiş yüzyıllarda buraya gelen gezgin ve araştırmacıların anılarından, Adana Vilayet Salnameleri'nden ve çağdaş yayınlardan izlemek mümkündür.
Thomas Dallam'ın(16. yüzyıl) Mersina, Evliya Çelebi'nin (17. yüzyıl) Mersinoğlu dediği köye, 1812yılında deniz yoluyla gelen ingiliz Gemi Subayı Kaptan Beaufort, Mersina'yı Malarya hastalığından korunmak için birbiri üstüne yapılmış birkaç kulübeden oluşan bir yer olarak tanımlar.


1842 tarihli Adana Vilayet Salnamesi'nde, Mersin'in Gökçeli nahiyesine bağlı bir köy olduğu, bazı kayık ve gemilerin uğramasıyla imar görmeye başladığı, bu nedenle, 1852 yılında Tarsus kazasına bağlı nahiye yapıldığı yazılıdır. Buna rağmen, 1855 tarihli fermandan anlaşıldığı gibi, başkent istanbul'un kayıtlarında bu nahiyeye ait bilgiler yoktu. Oysa, 1853 yılında Sultan Abdülmecid'in verdiği bir fermanla, Latin Katolikleri deniz kıyısında bir kilise inşaatı için izin almışlardı.


C.Texier, Mersin'i güney ve batı rüzgarlarına açık, Tarsus'un limanı olan bir köy olarak tanımlar. V.Langlois, Mersin'in deniz kenarında güzel evleri olduğunu yazar.


Mersin, 1864 yılında Gökçeli, Kalınlı ve Elvanlı nahiyelerinden oluşan bir kazanın merkezi oldu.
Bu yıllardan itibaren artan ticaret hacmi ve liman faaliyetleri ile 1863'de Gold adındaki ingiliz işadamının kurduğu çırçır fabrikası, Mersin'in sanayileşmesinin ilk habercisi oldu. Bu gelişmelere paralel olarak Mersin kazası, hızlı büyüme ve yapılaşma sürecine girdi.


Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmi Alem Valide Sultan adına 1861 yılında bir çeşme, 1870 yılında Eski Cami, aynı yılda Ermeni Ortodoks Kilisesi ile Davis'e göre 1878 yılında Arap Ortodoks Kilise'si inşa edildi.


1871 yılında kente anıtsal ticari b
ir yapı eklendi, işadamı Mavromati ve devlet şurası azalarından Vayvanı tarafından inşa ettirilen ve günümüzde ayakta olan Taşhan, zemin katı ticarethane ve dükkân, üst katı ise büro, acenta ve konaklama birimleri olarak planlanmışdı.
1885 yılında AdanaMersin karayolunun işletmeye açılması, daha fazla ürün akışını sağladı.
1877 Adana Vilayet Salnamesi'ne göre, Mersin'de 98 dükkan, 50 toptancı mağazası, 55 değirmen, 38 fırın, 22 imalathane, 10 boyahane gibi ticarethane ve işletmelerin yanısıra, nahiyelerle birlikte kazada; 32 cami, 54 mescit, 2 tekke, 25 medrese, 12 kilise, l ayazma, 91 sıbyan mektebi bulunuyordu. Bu sayısal tablo, yaklaşık 25 yıl gibi kısa bir süre içinde Mersin'in nedenli hızla geliştiğini göstermektedir.


EJ.Davis, 1879 tarihinde deniz yoluyla kente gelen ve Mersin hakkında en ayrıntılı bilgileri veren kişidir. Davis gemiden indiği andan itibaren, gümrükten çıkışı ve kaldığı özel bir evden başlayarak Mersin'i bize tanıtır. Ona göre, Mersin gelişmekte olan küçük bir yerleşimdir. Gözlemlerinin bir bölümünde:"Çarşılarında çeşitli etnik gruptan insanlar oldukça hareketli ve canlı bir atmosfer oluşturuyor. Bazı sokaklar, Adana Valisi Halil Paşa zamanında kesme taş kare bloklarla kaplanmış. Gerçekten bazı güzel taş evler de var. Bu bölgenin tüm limanlarında olduğu gibi Rumlar, Suriyeli ve Lübnanlı Hristiyanlar ana nüfusu oluşturuyor. Avrupalılar'ın sayısı çok az. Resmi görevliler dışında çok az Türk yaşıyor. Ancak tüm ulaşımı develerle sağlayan değişken nüfus Türkler'den oluşmuş." diye yazar. Davis, Mersin'in en önemli işadamının Mavromati olduğunu, Seyhan ve Ceyhan akarsularını bir kanalla birleştirerek, Tarsus ve Adana ovalarının sulanmasıyla ilgili projesi karşılığında, 20 yıl bu topraktan pay alma teklifinin hükümet tarafından kabul edilmediğini yazar. AdanaMersin karayolunun yapımını başlatan Adana Valisi Halil Paşa'dan övgüyle sözeder.


H.Ş.Develioğlu, Mersin'in ulaştığı önemli ticari boyutu farklı bir açıdan değerlendirerek, 1880 yılında burada görev yapan toplu hakimli ticaret mahkemesinin bulunmasını, buradaki ticaretin gelişmiş olmasına bağlamakta ve devamla:"Bu tarihten 100 yıl sonra, Mersin'de toplu bir ticaret mahkemesinin kurulabildiği düşünülürse, o mahkemenin o gün için büyük bir aşama olduğu görülür." demektedir. 1884 yılında Müftü Camii ve medresesi inşa edildi.

Mersin, Trenle Tanışıyor
Tren Önce Korku, Sonra Bereket Getirdi
AdanaMersin Karayolu Yapımının Ardından
Demiryolunun da işletmeye Açılması,
Kent Gelişimine Yeni Bir Boyut Kazandırıyor.


Açılış günü istasyonu dolduran ve trenin ne olduğunu ilk defa görecek olan halk, lokomatifin düdüğünü çalarak soluya soluya istasyona girmesiyle çil yavrusu gibi dağılıp kaçmıştı. Herkes korkudan lokomotif ve vagonlara yanaşmamış bu garip aracı uzaktan izlemekle yetinmişti, ilk günler trene kimseler binmemiş, vagonlar boş gidip gelmiş, işletme zarara uğramıştı. Tren şirketi halkı trene alıştırabilmek için, bir ay süreyle herkesi ücretsiz taşımıştı. Sonraları, düşük ücretlerle halk tren yolculuğuna alıştırıldı.


1886 yılında işletmeye açılan Adana Tarsus Mersin demiryolu ile birlikte günümüzde halen gar binasının 50 m doğusunda bulunan küçük istasyondan Gümrük Meydanı'na, ayrıca Mesudiye Mahallesi ile Soğuksu Caddesi'nde bulunan Bodosaki'ye ait fabrikalara dekovil hattı döşendi.


Bu tarihte, başta Amerika, Almanya, Fransa, ingiltere, Rusya olmak üzere Mersin'de, 12 ülkenin konsolosluğu bulunmaktaydı. Böylesine çok sayıdaki yabancı temsilcilik, karayolu, demiryolu ve liman, kentin uluslararası ilişkilerinin de giderek yoğunlaştığını göstermektedir. Yine aynı yılda Türkiye'nin ilk ticaret odalarından biri Mersin'de kuruldu.


Bu gelişmeler doğrultusunda kentin merkezi yönetim taksimatındaki durumu da giderek yükselmekteydi. Mersin, 1888 yılında sancak merkezi yapıldı. Tarsus, Adana Vilayeti'nden ayrılarak Mersin'in ilçesi oldu.


Eh bu kadar variyeti olan bir kentin tramvayı da olmalıydı. Aynı yıl iradei seniye ile kentte bir tramvay tesisi kurulup çalıştırılması kararlaştırıldı. (Bu proje, ancak 1912 yılında tamamlanarak hizmete sunulmuştur.) inşaatına 1853 yılında aldığı yapı izniyle inşaatına başlanan Latin Kilisesi, çeşitli eklemelerle 1898 yılında tamamlandı. Kent yapılaşması daha sonra hızla gelişmiş; Mesudiye, Mahmudiye, Nusretiye, Kiremithane, Hamidiye ve Ihsaniye gibi mahalleler ortaya çıkmıştır.


1888'de Osmanlı Bankası ve Ziraat Bankası, 1889'da Selanik Bankası'nın Mersin şubeleri açıldı. 1900 yılı Mersin Ticaret Odası belgelerine göre, Saraçzade Mahmut Ziya Paşa Mersin'de Kahire, Adana ve istanbul adlı üç otel; Hanlızade Mustafa da bir otel ve gazino işletmeciliği yapmaktadır. Öte yandan Mesudiye Mahallesi'nde buhar gücü ile çalışan, yılda 300 ton pamuk işleyerek 200 ton bez üreten bir fabrika daha işletmeye açıldı.

Giderek büyüyen sistem, yönetim örgütlenmesi bakımından yeni gereksinmeler ortaya çıkardı. Belediyenin iskelelerden aldığı gelirlerin 4 yıl süreyle bağışlanması koşuluyla, 1901 yılında, günümüz Uray Caddesi'nde bulunan kesme taştan, eklektik tarzda iki katlı hükümet konağı inşa edildi. Bu güzel binaya mutasarrıflık, adliye, maliye, Ziraat Bankası ve diğer devlet daireleri alındı. (Günümüzde il Sağlık Müdürlüğü binası.) 1906 yılında kentin ticaret kolonisi içinde yeralan Yahudiler için bir havra açıldı.


Mersin'de kazanılan akçelerin sesi, Avrupa'nın diğer bankalarında da duyuldu. Yüzyıl başlarında Alman Die Deutsche Orientbank, Fransız La Banque Française de Syrie ile Banque Française Deş Pays D'orient, Yunanistan'ın Atina Bankası Mersin'de şubelerini açtılar.



<<<Mersin Anasayfası
Devam >>> 1 2 3 4 5 6 7



Mersin Rehber Bir Ajans Metropol Yayınıdır...
Bilgi İçin 0324 336 00 30 Pbx info@ajansmetropol.net