|
|
Üretenler
ve Satanlar
MersinTarsusAdana Dayanışması
Çukurova'nın ekonomik kaynaklarını dış dünyaya aktaran Mersin limanının
gelişmesine paralel olarak; Tarsus ve Adana kentleri de tarımsal
üretim ve tarıma dayalı sanayi işletmelerinin kurulmasıyla giderek
büyümekte ve zenginleşmekteydiler. Bu durum, Mersin'in yakın çevresine
sağladığı dolaylı katkının ve dayanışmanın tipik bir örneğidir.
Bu yıllarda üretken bir kent olan Tarsus'un nüfusu, Mersin'in iki
katına çıkmıştı. Düzenli evleri, konsoloslukları, misyoner okulları,
fabrikaları ile giderek büyüyen kent, Mersin'den önce elektrik üretecek
hale gelmişti.
Duyunu Umumiye adına Osmanlı kentlerinin ekonomik, sosyal ve kültürel
envanter çalışmalarını yapan Vital Cuinet, 1891 yılında yayınlanan
çalışmasında. Mersinle ilgili ayrıntılı bilgiler verir ve şöyle
yazar:"Merkez sancak Adana, kazaları Tarsus, Mersin, Karaisaoğlu.
Mersin'in nahiyeleri Elvanlı ve Gürceli. Kaymakamlık merkezi Mersin'in
nüfusu nahiyeleriyle beraber 29.175. Burada bütün Avrupa ülkelerinin
temsilcileri var, konsolos, konsolos yardımcısı veya konsolosluklar
Mersin'in nüfusunu her geçen gün artırmakta. Müslümanlar çoğunlukta.
Bu sayıya dini inanç ve davranışları başlı başına farklı olan ve
bahçecilik yapan fellahlar da dahil. Hristiyanlar 3.500 kişi, 2.700'ü
Rum Ortodoks, 860'ı Ermeni, 260'dan fazla Latin Katolik. Mersin'in
değişmez nüfusu 9.000 dolaylarında, 5.000'i Müslüman. Gelip geçici
nüfus çok. Buharlı veya yelkenli gemilerle, karayolu ile gelip kalanların
oluşturduğu değişken bir nüfus var." V.Cuinet Mersin evlerinin
beyaz (kireç taşı) kesme taştan, tek katlı, üstü teraslı olduğunu,
geniş sokaklarıyla ve düzenli bir planlamayla inşa edildiğini yazarak:"Mersin
kenti daha çok bahçelerin olduğu Fener tarafına'doğru gelişmekte,
yeni yapıların inşa edilmesiyle her yıl yeni mahalleler oluşmaktadır.
Anıtsal yapılar pek yoktur. Ancak bazı yeni binalar dikkati çeker.
Deniz yolları binası, tren garı, Rum Kilisesi, Fener, Silifke tarafındaki
köprü vb.... Demiryolundan önce Tarsus ve Adana ile şose aracılığıyla
bağlantı kuruludur. Mersin'de bir cami, iki Rum Kilisesi, bir Latin
Katolik Kilisesi, bir Maruni Kilisesi bulunmaktadır, iki Medrese,
bir Rüştiye ve iki Müslüman Mektebi iptidaiye vardır. Rum Ortodoksların
iki okulu ve ayrıca bir de Kız Okulu bulunmaktadır. Ermenilerin
Erkek Okulu, Katoliklerin 45 öğrencisi olan bir okulu vardır. Saint
Joseph rahibelerinin 25 kız öğrencilik paralı bir okulu yanında,
45 öğrencilik herkese açık bir okulları da bulunmaktadır.
Mersin'deki diğer yapılar; 4 han, 2 otel, 2 hamam, 90 depo, 2 buharlı
değirmen, l yel değirmenidir. Demiryolunun gelişi yeni mahallelerin
oluşumuna neden oldu. Bahçelerde limon ve portakal ağaçları göze
çarpar. Fellahlar bahçecilik yapar, Mersin'in güneyinde 300 m kadar
ötede ikinci sınıf bir fener, 14 mil uzaklığa ışık vermektedir."
1901 Adana Vilayet Salnamesi'ne göre, nüfusu 23.443 olan Mersin'de;
1584 hane, l hükümet konağı, 44 cami ve mescit, 2 medrese, 3 kilise,
l telgrafhane, l rüştiye mektebi, 320 dükkan, 10 fırın, 4 han, 3
hamam, 15 kahvehane, 2 gazino, 4 otel, 14 meyhane ve 5 lokanta bulunmaktadır.
1903 Maarif Salnamesi'ne göre ise 4 medrese, 16 Mektebi iptidaiye,
1 kütüphane bulunmaktaydı. Aynı yılda Mersin'e gelen Alman tarihçi
coğrafyacı F.Dietrich Schafer, Mersin'in yaklaşık 9.000 nüfusu olduğunu,
başta Fransızlar olmak üzere Avrupalılar'ın liman kesiminde Avrupa
kentlerini andıran mahallede oturduklarını; Avrupalılar ve hali
vakti yerinde olanların sıcaklardan kurtulmak için Mayıstan Ekim'e
kadar kenti bırakıp yaylalara gittiklerini yazar. (Schafer'in verdiği
kent nüfusu, 1901 Vilayet Salnamesi'nden farklı.)
Günsel Renda'ya göre, Mersin bir 19. yüzyıl kenti olması nedeniyle
daha önceki yüzyılların getirdiği geleneksel Osmanlı dokusuna sahip
değildir. Mersin'de kentin merkezini belirleyici, örneğin külliye
gibi anıtsal bir mimari odağı yoktur. Esas yerleşim ticaret yaşamının
gerçekleştiği Camii Şerif Mahallesi'ndedir ve bu yerleşim batıya
ve kuzeye doğru yönelen mahallelerle genişletilmiştir. Limana inen
veya kıyıya paralel olarak uzanan geniş sokaklarda ticaret yapan
esnafa ait depodükkan konut tipi evler çoğunluktadır. Daha büyük,
bahçeli evler Hamidiye Mahallesi'nde ve bugünkü Atatürk Caddesi
civarında yer alır. Geleneksel Osmanlı kentlerinde rastlanan konak
tipi yönetici eşraf evleri, burada yerini tüccar evlerine bırakmıştır.
Kent dokusunun geleneksel yerleşimlerden farklı olmasının bir nedeni
de Tanzimat sonrasında çıkan ve yeni yapılan inşaatlarda uyulması
gereken kuralları belirten Ebniye Nizamnameleridir.
1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşı ile gelen büyük yıkım ve yenilgi,
önce ingiliz sonra Fransız işgalinin ardından başlatılan bağımsızlık
savaşları sonucunda, Mersin'in sosyoekonomik yapısında önemli değişiklikler
oldu. Savaş koşulları nedeniyle bir kısım Türkler'in cepheye gitmesi
veya göç etmesi, bazı Gayrimüslimler'in kentten ayrılması, Rumlar'ın
ise mübadele sonucu Yunanistan'a gitmeleri, nüfusu büyük oranda
azaltmış, yakın geçmişteki ekonomik dinamizm kaybedilmişti. Ancak
kalanlar gelecekten umutluydular.
<<<Mersin
Anasayfası
Devam
>>> 1 2
3 4
5 6
7
|