|
|
Beyaz
Çarşı (Kırk Kaşık)
Ulu Cami'nin batısında bulunan 1579 yılında Ramazanoğlu ibrahim
Bey tarafından Ulu Cami ile birlikte yaptırılmıştır. Ulu Cami'nin
doğusunda yer almaktadır, imarethane olarak uzun yıllar kullanılmıştır.
1954 yılında restore edilerek çarşı haline getirilmiştir.
Yapı, batı girişinin iki yanında yer alan iki kubbe ve tonozla örtülü
dükkânların duvarlarına binen mermerlerin taşıdığı beş kubbe ile
örtülüdür. Orta kubbesinde aydınlık feneri bulunmaktadır. Kubbeyi
taşıyan kemerler sivri, giriş kapılarının kemerleri ise yayvandır.
Dükkanların ikisi yayvan kemerlerle orta mekana açılır. Friz süsü
olarak kullanılan motifler, yerli halk tarafından sapsız kaşıklara
benzetildiğinden Beyaz Çarşı'ya "Kırk Kaşık" da denilmektedir.
Ortodoks Rum Kilisesi
Cumhuriyet Mahallesi'ndedir. 1850 yılında Rum cemaati tarafından
yaptırılan kilise, duvarları kesme taşla kaplı kagir bir yapıdır.
Batısında üç sivri kemerli giriş kısmından sonra haç şeklinde nişan
odasındaki kapıdan binaya girilir. Binanın kuzeydoğu köşesinde çatı
boyunu aşmayan dört yuvarlak sütunlu çan kulesi vardır. Doğudaki
apsis ve yanlardaki iki bölmeli çatıları kısmen tahrip olmuştur.
Girişin tam karşısındaki kemerli mermer bir kapı ve iki yanında
ikişer penceresi bulunan apsis kapı yer almaktadır. Apsis üzerindeki
tavanda meleklerin tasvir edildiği freskler sağlam vaziyettedir.
Orta bölümdeki Havarilerin işlendiği freskler kısmen bozulmuştur.
Eshabı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası
Tarsus'un 12 km kuzeyinde bulunan Eshabı Kehf mağarası, Hristiyan
ve Müslümanlarca kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilir. Mağara
dört köşe olarak kayadan oyulmuştur ve 1520 basamakla girilir.
Mağaranın üstünde 1873 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan
camiye sonradan üç şerefeli bir de minare eklenmiştir.
Eshabı Kehf diye adlandırılan ve kutsal kişiler olarak bilinen,
Hristiyanlarca 7, Müslümanlarca 8 evliya olarak kabul edilen Yelmiha,
Mekselina, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Debernuş ve Kefeştetayuş adındaki
yedi genç ve köpekleri Kıtmir'e ait söylencenin çeşitli versiyonları
vardır. Bazı değişikliklerle birlikte bunların hepsinde anlatılan
ortak söylence şöyledir.
St. Paulus'un Hristiyanlık kurallarını yaydığı tarihlerden uzun
bir süre sonra, Arap kaynaklarında Takyanus olarak geçen (Diocletianus?)
Roma imparatoru Tarsus'a gelmiş ve çok tanrılı dönemde tek tanrıya
inandıkları için bu gençleri huzuruna çağırarak, onlara Roma dinine
bağlı kalmalarını, aksi taktirde kendilerini öldürteceğini söylemiştir.
Tek tanrıya inançlarından vazgeçmek istemeyen bu gençler,imparator
tarafından verilen bir kaç günlük zamandan yararlanarak Tarsus yakınlarındaki
bu mağaraya sığınmışlar ve orada mucizevi bir şekilde 300 yıl süren
bir uykuya yatmışlardır, içlerinden ilk uyanan Yemliha, yiyecek
almak için kente gittiğinde, elindeki paranın çok eski ve anlattıklarının
akla uygun olmadığı anlaşılınca, onunla beraber mağaraya giderler.
Ancak mağarada yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey
göremezler. Bu nedenle bu mağara Yedi Uyurlar Mağarası olarak da
anılır.
Bu sonuç Islami versiyonda ise şöyledir. Mağaraya gelenler, içerde
altı kişinin namaz kıldığını görürler. Yemliha dışardakileri bırakıp
mağaraya girer ve ondan sonra yedisi de görünmez olurlar.
A.Akagündüz, Y.Baş, R.Tekin, O.Kaşıkçf nın hazırladıkları bir akademik
çalışmaya göre; yazarlar, bu söylenceyi Kuran'ın Kehf suresinin
926 ayetlerinin açıklamasıyla ele almışlardır. Ayrıca 34'ü TurkIslam,
2'si batılı olmak üzere 36 kaynağın sonuçlarına göre yayınladıkları
kitapta, bu söylencenin yeri, Tarsus'daki Eshabı Kehf olarak gösterilmektedir.
T.A.Çağlar, bu konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşarak, olayın
geçtiği söylenen yerdeki konik dağ yapısını bir dağ kültü, isimlerin
ise "nuş ve yüş" şeklinde ekler almasının, Islami veya
antik olmaktan çok Labarnaş veya Hattuşaş gibi Hitit, Luwi veya
Que kökenli olabileceğini öne sürmektedir. Bu durumda yeri ve kime
ait olduğu tartışmalı olan bu söylenceye dikkat edilmesi gereken
farklı bir versiyon daha ortaya çıkmaktadır.
St.Paulus Kuyusu
StPaulus MS 3 yılında Tarsus'da doğmuş ve babasının mesleği olan
çadır bezi dokumacılığı yapmıştır. Musevi Roma vatandaşı olan Aziz,
ilk öğrenimini Tarsus'da, yüksek öğrenimini Kudüs'de tamamlamış,
daha sonra isa'nın Havarisi olmuştur. Tarsus'da S.Paulus'un doğduğu
ve yaşadığı ev olarak bilinen yapı kalıntısının ortasında bulunan
kuyunun suyu, halk arasında şifalı olarak bilinir.
Bazı Hristiyanlar, Hacı olmak için Kudüs'e gitmeden önce Tarsus'a
uğrayarak St.Paulus'un kuyusundan şifalı ve kutsal suyu içerler.
Bu nedenle StPaulus kuyusu, Hristiyanlarca önemli bir ziyaret merkezidir.
ªahmeran Söylencesi
Bugün kentin merkezinde heykeli bulunan ªahmeran, yılan gövdeli,
erkek başlı bir yaratık olarak bilinir. Efsaneye göre, Misis'de
oturan ve yılanların kralı olarak kabul edilen Şahmeran, o zamanki
Tarsus Kralf nın kızına aşık olmuş. Güzel Prenses, Eski Hamam da
yıkanırken Şahmeran hamamın üstüne çıkıp kubbe deliğinden gizlice
onun yıkanışını seyredermiş, bir defasında yine seyrederken hamamın
içine düşmüş ve o zaman Prensesin koruyucuları Şahmeran'ın başını
keserek onu öldürmüşler. Bugün hamamın iç duvarlarındaki kırmızı
lekelerin, Şahmeran'ın vücudundan fışkıran kanlar olduğuna inanılmaktadır.
Yine bir efsaneye göre, bu olaydan yılanların haberi yokmuş, haberleri
olduğunda Tarsus'u ve yöresini basıp insanları öldüreceklermiş.
Saat Kulesi
Ulu Cami avlusunun kuzeybatısındadır. 1890 yılında Kaymakam Ziya
Bey tarafından yaptırılmıştır.
Tarsus Kalesi
Tarihçe bölümünde anlatıldığı gibi Orta Çağ Arap yazarları ve Evliya
Çelebi'nin anlattıkları 5 kapılı, iç ve dış surları olan kale, 1832
yılında Tarsus'u işgal eden Mısırlı ibrahim Paşa'nın burada inşa
ettirdiği bazı yapılar için, taşları sökülerek devşirilmiş, daha
sonra da devam eden bu türlü devşirmeler sonucunda kale adeta yok
edilmiştir.
Tarsus ªelalesi
Kentin 3 km kuzeyinde bulunan Tarsus Çayı üzerindedir. Çay buradan
3 ila 5 m'lik yüksekliklerden dökülerek şelaleyi oluşturur. Romalılar
döneminde çay kentin ortasından geçmekte, şelalenin bulunduğu alan
ise nekropol (mezarlık) olarak kullanılmaktaydı.
Buradaki doğal konglomera yapısı, birçok yerde oyularak kaya mezarları
haline getirilmişti. Ancak 6. yüzyılda Bizans imparatoru Justinianus
zamanında akarsu yatağının değiştirilmesi ile mezarların bulunduğu
alan su altında kalmıştır. Suların yaz aylarında azaldığı dönemlerde
şelalenin altındaki mezarlar görülebilmektedir.
<<<Mersin
Anasayfası
Devam >>> 1 2
3 4
5 6
7
|