|
|
Anadolu
Selçukluları Dönemi
Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'ya giren Selçuklu komutanlarından
Süleyman Şah'ın "1077'de Anadolu Selçuklu Devletini kurmasının
ardından, Kilikya'ya girerek 1082 yılında Tarsus'u ele geçirmişti.
Ancak, buradaki Türk egemenliği kısa süreli oldu. Zira, Selçuklu
Türkleri ile başedemeyen Bizans yöne-timi, Doğu Hıristiyanlannın
kurtarılması, Kudüs Haç yolunun açılması ve Kudüs'ün Fatimiler'den
alınması gerektiğini öne sürerek papalığın desteğini istedi. 1096'da
Franklar'ın basını çektiği 1. Haçlı seferi ile yörede çeşitli Haçlı
kontlukları kuruldu. Öte yandan 11. yüzyıl başlannda Ortodoks Bizans
yönetiminin Doğu Anadolu'daki Ermeni krallıklarının ve kiliselerinin
üzerindeki baskıları sonucu, buradan göçe zorlanan Ermeniler, Kilikya
bölgesine yerleşmişlerdi. Kilikya bölgesinde yaşayan Türkmenlerin,
Haçlı seferleri ile buradan Orta Anadolu'ya çekilmeleri ardından,
Roma-Germanik ilişkileri güçlendiren Ermeni prensleri, Kilikya'da
giderek güçlü bir konuma geldiler. Orta Çağ tarihçisi W.Heyd: "Kilikya'nın
kuzeyindeki dağlara yerleşmiş olan Ermeniler, oradan aşağıya inmekte
ve buranın eski sahipleri olan Rumları yarı rızaları, yarı zor ile
göçettirmeyi başardılar ve bu bölgenin alçak kısımlarına yerleşmekte
gecikmediler. Bunların başları arasında bulunan Roupenides ailesinden
yetenek-li bir asker ve politikacı olan H.Leon, Kilikya Ermeni Krallığı'nın
(l187-1219) kurucusu oldu. Bu krallık Batı Asya Hıristiyanları için
güçlü bir dayanışma idi. Ermeniler, Bizans imparatorlarına kafa
tutabilmek için, batı devletleri ile ve onların Suriye'deki sömürgeleri
ile anlaşmalar yapma gereği duyuyorlardı. Leon, Alman İmparatoru
VI. Henri'den bizzat basma krallık tacım koymasını rica etti. Bölgede
batı tarzında saraylar, kaleler ile derebeylik yöntem ve örgütünü
kurdu. Bu şatoların önemli bir bölümünü Frank Baronlarına, St. Jean,
Templier ve Teutonique tarikatı şövalyelerine dağıttı. Böylece,
bölgedeki Türk egemenliği öncesinde Kilikya'nın aşılmaz dağlarında
çok sayıda kalelerden oluşan güçlü bir güven-lik zinciri oluşturarak,
Bizans ile Doğu Akdeniz Haçlı kontlukları arasında bir tampon bölge
kuruldu. Bu durum, Bizansın Kilikya egemenliği için bir set oluşturduğu
gibi, Eyyübiler ve Selçuklular için de, Anadolu ve Suriye arasındaki
bağlantıyı kesen önemli bir engel idi. Kısacası Kilikya Ermeni Krallığı,
Hitit, Kizzuvvatna, Asur, Pers ve Roma dönemlerinde olduğu gibi,
büyük devletlerin hedefi olan bir coğrafyada bulunmaktaydı.
Nitekim, Anadolu Selçuklularının en güçlü olduğu 1. Aleaddin Keykubad
döneminde, 1224 yılında Kilikya'ya giren Selçuklu orduları, Anamur'dan
doğuya doğru ilerleyerek birçok Ermeni kalesini ele geçirdi. Lamprun
(Namrun) Ermeni Senyörü Konstantin'in Kıbrıs Krallığından istediği
yardım, Selçuklu Emirlerinden Mübarizeddin Ertokuş'un, Silifke'nin
denizle olan bağlantısını kesmesi nedeniyle gerçekleşemedi. Buna
rağmen Selçuklular korunaklı Silifke kalesini alamadılar.
<<<Mersin
Anasayfası
|