Ana Sayfa
Biz Kimiz?
Gerekli Bilgiler
Mevzuat Linkleri
Linkler
İrtibat

 

"Dağlarda oturan Hilakku sakinlerinin mağlup ve kentlerini tahrip ettim" Asur Kralı Sanherib'in prizmasindan

Kilikya'daki Hitit siyasi egemenliğinin sona ermesiyle, birlikte böylesine cazip bir bölgeye Urartu ve Asurlular'ın yönetmeleri kaçınılmazdı. Ardından klikya üzerindeki egemenlik grişimleri, Urartu ve Asurlular'ın sürekli çatışmalarına neden oldu. Yöre kralları, tonlar ve Muşkiler, Urartu önderliğinde Asurlular'a karşı koalisyon yaptılarsa da, Asur Kralı lll. Salmanassar (M.Ö. 859-825) önce Urartuları buradan uzaklaştırdı. Daha sonra M.Ö. 839-834 yılları arasında Kilikya'ya dört askeri sefer yaparak bu birliği dağıttı. Hilakku ve Kue'yi ele geçirdi. Kue Kralı Kate'yi tahtından indirerek, yerine Asur yanlısı Kirri'yi (Kate'nin kardeşi) tahta çıkarttı. A. Erzen, Kue'nin önemli kentlerinden biri olan Tarzi'nin (Tarza - Tarsus), bu tarihten itibaren Asur egemenliğini tanıyan veya ona bağımlı bir bölge merkezi oldu-ğunu ve bu durumun Asur Devleti'nin son yıllarına kadar devam ettiğini öne sürer. Gözlükule belgelerinin de doğruladığı bu bağımlılığa rağmen, Kue yöneticileri zaman zaman cezalandırıldılar.


Asur Kralı III.TiglatpIaser ve daha sonra II. Sargon'un girişimleri ile Urartular, ardarda yapılan askeri seferlerle adeta ezilerek bölgeden çıkartıldı. Başkentleri Tuşpa (Van) tahrip edildi. Öte yandan Asur yönetiminin saldığı ağır vergiler ve uyguladığı baskı ve zulümlere karşı, dayanışma içinde olan ve zaman zaman başkaldıran Asur yanlısı küçük krallıklar, şiddetle uslandırıldı. Her birinin yönetimine Asur kökenli valiler atandı. Asurlular tüm bu yaptıklarını, gözdağı verircesine pek çok taş kabartmasında tasvir haline getirmişlerdir. Asurlular, Kilikya'daki egemenliğini güçlendirmek için, başta şiddet olmak üzere her türlü çabayı gös-terdiler. Hatta Doğu Anadolu ile Kilikya halklarım zaman zaman zorunlu olarak mübadele ettiler. Buna rağ-men uzaktan yöneten yabancı sömürgeci kimliği nedeniyle, yöre halkıyla Hititler gibi kaynaşamadılar.


Ön Asya'da büyük bir imparatorluğa dönüşen Asur Devleti'nin daha sonraki Kralı Sanherib'in (M.Ö. 704-681), İçel yöresinde kentleşmeye önem verdiği anlaşılıyor. Sanherib'e ait bir günlükte. Kralın Kilikya'da ikinci bir Babil kenti inşa etmek amacıyla Tarsus Çayı (Cydnus) kenarında yeni bir Tarsus kenti kurdurduğu, Gözlükule üzerindeki eski yerleşimi ise yıktırdığı yazılıdır. Sanherib her fırsatta ayrılıkçı davranan yöre krallıklarım şiddetle sindirdi. İllubrum (Namrun) Valisi Kirua'nın, Gülek geçidini kapatarak başlattığı ayaklanma başarısız oldu ve Kirua, Ninova'ya götürülerek derişi yüzüldü. Asarhaddon ise Kue Kralı Sanduari'nin başını kestirecek kadar acımasız davrandı.


J. N. Coldsteam'in "Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'de ilk Yunan Ziyaretçileri" başlıklı çalışmasında görül-düğü gibi, yöreye deniz yoluyla gelen Aiol ve İonlar, Anadolu'nun Batı Akdeniz kıyılarında bazı koloniler kurarak, buradan Karadeniz ve Doğu Akdeniz kıyılarına yöneldilerse de Asur, özellikle Ovalık Kilikya ve Suriye kıyılarında tutunmalarına fırsat vermedi. Buna rağmen başkent Tarzi (Tarsus); Fenikeli, Suriye-li, Kıbrıslı, Rodoslu ve İonyalı denizci tacir kolonların bulunduğu, bir deniz ticaret merkezi olarak kozmopolit yapısını koruyabilmekteydi. M. Riemschneider'in ifadesiyle bu denizci kolonlar, denizi gözden kaybettirecek bir noktaya kadar gitmeden kıyılarda ve sığınaklarda faaliyet göstermekteydiler. Ancak, Asur egemenliğinin M.Ö. 7. yüzyıl sonlarında bölgeden çekilmesinin ardından, Dağlık Kilikya'da doğu-batı yönünde sıralanan Anemurium, Nagidos, Poseideion, Salon, Myus, Kelenderis, Aphrodisias, Holmi (Holmoi), Sarpedon gibi "' Enoikismoi-emponori' ticaret iskeleleri veya "Apoikiar denilen yerleşim bi-rimleri kurulabildi. Bu kolonizasyonun kurulabilmesinde İonlar'ın Kilikya yerel krallıkları ile Asurlar'a karşı yaptıkları koalisyonun etkileri de gözardı edilmemeli.


Fenikeliler'in deniz ticaret sistemini daha örgütlü bir biçimde uygulayan Yunanlılar; anayurtlarındaki toprak darlığı, artan nüfus ve toplumsal sorunlar nedeniyle deniz ticaretine yöneldiler. Doğunun tarımsal ürünlerini, dokuma ve süs eşyalarını, Ege'nin şarap ve seramiklerini, Trakya'nın buğdayını, Kilikya'nın atlarını ve kerestesini, adaların tuzlanmış balıklarını taşımakta; Lidya'dan öğrendikleri para sistemini ve Trapeza denilen bankacılığı yaygınlaştırarak ticareti kolaylaştırmaktaydılar. Bu nedenle uygun gördükleri her kıyıda bir ticaret iskelesi kurma çabası içinde oldular.

MÖ 7. yüzyılda İran'da yeni bir güç olarak ortaya çıkan Medler'in ve İskitler'in baskısı, Asur'un, Mısır içlerine kadar geniş alanda giriştiği savaşlar, Anadolu'ya yönelik Kimmer istilasının Kilikya üzerinden Asur anayurduna yönelmesiyle gücü tükenen devlet, yıprandı ve merkezi otoritesin! kaybetti. MÖ 612'de Babil ve Medler'in, Ninova'ya girmeleriyle Asur imparatorluğu da sona erdi.


Kilikya bölgesi, Persler'in Anadolu'yu bütünüyle elde ettiği MÖ 6. yüzyılın ortalama kadar önce Babil Krallığı'nın işgaline, daha sonra da Lidya Krallığı'nın denetimine ve Syennesis hanedanına ait kralların da yönetiminde kaldı.

<<<Mersin Anasayfası
Devam >>> 1 - 2 - 3 - 4



Mersin Rehber Bir Ajans Metropol Yayınıdır...
Bilgi İçin 0324 336 00 30 Pbx - info@ajansmetropol.net