|
|
Helenistik
Dönemde Kilikya
Makedonya dağlarından Tarsus ovasına inen generaller
Persler, ticaretle zenginleşen kıyı kolonilerinin faaliyetlerim
serbest bıraktılarsa da, Ege denizinin karşı kıyısındaki Yunanistan'ın
ekonomik ağırlık merkezi olan Batı Anadolu ile bağları kesilmiş,
buradaki kolonileri Persler'e karşı ayaklanmaları yönünde desteklemişti.
Tarihe Lonya Ayaklanması olarak ge-çen bu olay çok kanlı oldu. Anadolu'da
birçok bayındır kent tahrip edildi. Ardından uzun yıllar süren Pers
ve Yunan savaşları, antik dünyanın toplumsal yapışım büyük ölçüde
yıprattı. Ancak, Pers işgali ile tarihte ilk defa doğu ile batı
kaynaşmış, Kral yolu ana arteri, bağlı güzergahları ve limanlarıyla
ticaret ve ekonomi alanında gelişmeler sağlanmıştı.
Makedonya'dan inerek, dağılmış Yunanistan'ın birliğim sağlayan Philip
ailesinin, 20 yaşındaki genç Kralı Alexander'in (İskender), gözü
Ege denizinin doğu sahillerinde idi. Yunanistan'ı fena hırpala-yan
Pers imparatorluğu merkezi yönetiminin yozlaşmasına rağmen, hala
boğazlara ve Anadolu'ya egemendi. MÖ 334'te sayışı az, iyi eğitilmiş
ordusuyla Truva'ya çıkan Alexander, Pers işgaline karşı başlattığı
hızlı ve hırslı askeri kampanya ile Biga çayı başarısı ardından;
Göynük, Şart, Gordiyon, derken Toros dağlama tırmanarak, Kilikya
kapılarının en ünlüsü olan Gülek boğazına geldi. Alexander'in tarihçisi
Ariannos'un ayrıntılarıyla anlattığı doğu seferi, daha sonra özetle
şöyle gelişir. Alexander, geçidi tutan Pers garnizonlarım ustaca
taktiklerle püskürterek, Tarsus düzlüğüne indi.
Kilikya Satrabı Arsames, bu beklenmedik durum karşısında Alexander'e
gönderdiği elçiyle, Tarsus kentini teslim edeceğin! bildirdi, oysa
gerçek niyeti kenti yakarak geri çekilmekti. Ancak, durumu öğrenen
Alexander, hafif donanımlı süvarilerim hızla Tarsus'a göndererek
kenti harap olmaktan kur-tardı. Arsames ise kenti terk etmek zorunda
kaldı. Alexander, Tarsus'a geldiğinde halktan, gemici ve tacir kolonlardan
büyük sevgi gördü. Eski çağ dünyasının önemli bir liman ve ticaret
merkezi olan Tar-sus kenti özgürlüğüne kavuşmuş, yıkımdan kurtulmuştu.
Antik Tarihçiler Alexander'in Tarsus'a geldiğinde, yorgun ve hasta
olduğunu veya teri kurumadan Tarsus şelalesinin soğuk suyunda yıkanması
ile hastalandığım, bu nedenle yüksek ateş ve devamlı uykusuzluktan
şikayetçi olduğunu yazarlar. Genç kral sağlığına kavuştuğunda, öncelikle
Persler'le işbirliği içinde olan Soloi (Viranşehir) kentine girer,
suçluları cezalandırır, korkudan dağlara çekilmiş bir kısım halkı
geri dönmeye ikna eder ve kente 200 talent para cezası yükler (Sos
başarısından sonra bu cezayı kaldırmıştır). Sağlığına kavuşması
nedeniyle Soloi Asklepion'unda kurban kestirir. Meşale koşusu, spor,
müzik gösterileri ve şenlikler düzenleyerek askerlerine ve halka
moral verir. Kentte halk egemenliğine dayanan demokratik bir yönetim
bırakarak, limanda toplanan donanmasını, İran seferi için denet-ledikten
sonra Tarsus'a döner.
Tüm çabalarına rağmen Alexander'in doğuya ilerlemesini engelleyemeyen
III. Darius, daha büyük bir orduyla Kilikya'ya yöneldi. Pers ordularının
Amanos dağları üzerindeki geçitlerden ovaya girdiğini haber alan
Alexander, Harpalos'u Tarsus'ta Vali olarak bırakarak hızla doğuya
hareket etti. Suriye'ye açılan geçitleri tutmak istediyse de geç
kaldı, iki ordu birbirlerini görmeden aksi yönde hareket ettiklerinden
M.Ö. 333'te İssos (Dörtyol yakınlarında Deliçay kıyısında) karşılaştıklarında;
III. Darius kuzeyden, Alexander güneyden gelmekteydi. Pek çok edebiyat
ve plastik sanat yapıtına konu olan bu ünlü savaş aynı gün içinde
Pers yenilgisiyle sona erdi. Çok sayıda Pers komutanı ve Kilikya
Satrapı Arsames öldü. III. Darius, karışı, çocukları ve savaş alanındaki
küçük bir saray niteliğindeki ordugahım ve askerlerini bırakarak
İran'a kaçtı. İssos Savaşı'ndan sonra Kilikya, Alexander'in egemenlik
alanına girdi ve M.Ö. 323'teki ölümüne kadar adına basılı sikkelerinden
tanınan Satrap Balokros'un yönetiminde, Alexander İmparatorluğu'na
bağlı kaldı.
Alexander fethettiği her ülkenin ufuklarına yönelerek durmaksızın
doğuya doğru ilerledi. Hindistan sınırlarındaki İndus akarsuyu kıyılarında
durarak ardına baktığında, dünyanın en kısa zamanda ortaya çıkan
en büyük imparatorluğuna sahip olduğunu gördü. Dünya tarihinde yaşanmamış
böylesine büyük boyutlu olayın başarının nedenleri aranırsa, "hoşgörü"
sözü yeterli olmalıdır. Zira, Alexander doğu ile batı dünyasını
kültürel ve ekonomik alanda kaynaştırmayı hedeflemiş ve bu yönde
önemli adımlar atmış; "Büyük" sanı da bu makro projelerinden
kaynaklanmıştır.

<<<Mersin
Anasayfası
|