|
|
"Her
şey Roma için, her yol Roma'ya." Akdeniz'in doğuşu üretiyor,
batışı tüketiyor ve tükeniyor
Roma'nın Kilikya valilerinden Cicero, oğluna meslek seçimi konusunda
öğütler verirken, ticareti ne kadar hor gördüğünü gizlemez. "Hemen
tekrar satmak üzere, pazarlıkla mal satan tüccar takımı da pis iş
yapıyor sayılır." der. Roma perakende ticareti çoğunlukla kölelere,
uluslararası ticareti de yabancılara bırakmıştır. Roma tanrılarından
biri olan Merkür, ticaretin, hırsızların ve serserilerin tanrısıdır.
Roma yönetimi ticaret yapmaktan çok, ticareti tüm altyapısıyla örgütlemişti.
l .yüzyıldan itibaren Roma'nın doğu kaynaklarım sömürmesi ve sağladığı
büyük servet, aşırı ser-maye birikimine neden oldu. 2. yüzyılda
her şey doruk noktasında yaşandı. Bu birikim çoğunlukla en ka-zançlı
iş olan tefecilikte ve doğu kökenli tarımsal ürün ve lüks malların
alımında kullanılmaktaydı. Pilinius'a göre. Küçük Asya'dan her yıl
100 milyon sertertius gümüş kuruş tutamda dışalım yapılmakta, 1/40
gibi çok düşük oranda gümrük vergisi alınmaktaydı. Bu ise Doğu Akdeniz
üretici ve tüccarlarım durmaksızın üretmeye ve satmaya yöneltmiş,
İtalya'nın kendi ihtiyaçlarına yeterli üretim yapan anavatandaki
işletmelerini çökertmeye başlamıştı.
Hiçbir ürününü ihraç edemeyen ve üretmeden tüketen bir sisteme dönüşen
Roma'nın ekonomisi ve maliyesi sarsıldı.
İmparatorluk, büyük boyutlu atılımları ve batıdan Got ve Vandallar'ın,
doğudan Parthiar'ın yıpratıcı saldırıları nedeniyle yapılan askeri
harcamalar ile yıpranmaktaydı. 3. yüzyıldan itibaren para hacmi
giderek daralmaya ve değerim hızla kaybetmeye başladı. Köle temini
neredeyse olanaksız hale geldi. Büyük toprak ve işletme sahipleri,
ayakta kalabilmek için topraklarım veya imalathanelerini üre-tici
köylülerle paylaşmak zorunda kaldılar. Buna rağmen ticaret hala
doğu ile batıyı sıkı bir bağ içinde tutuyordu. Aynı denizin sularından
yararlanan bu değişik ülkeler arasındaki yakın ticaret ilişkilerini
hiçbir şey kesintiye uğratmamıştı. Gerek sanayi, gerekse doğal ürünlerin
alışverişi büyük ölücüde sürdürülüyordu. Byzantion'un Uzak Doğu
kökenli malları; Urfa'nın, Antakya ve İskenderiye'nin dokumaları;
Kilikya'nın Cilicium denilen keçi kılından yapılan kaba dokumaları,
keteni, hurması, zeytini; Suriye'nin şarapları, yağı ve baharatı;
Mısır'ın parşömeni, pamuğu ve parfümü; İspanya'nın buğdayı; Afrika'nın
fildişi, hayvan postları, ve değerli taşları; içinde kadın saçı,
devekuşu tüyü de bulunan, kaynak kitaplarda sayfalar doluşu listeler
halinde gördüğümüz mallar, yüzbinlerce balya, fıçı ve anforalar
halinde, tüketim ve lüksün ülkesi olan İtalyan limanlarına yığılmaktaydı.
Gerekli gereksiz bu büyük savurganlık enflasyonu yükseltti.
Sonuçta ticaret sermayesi piyasadan çekildi. Kötü para, iyi parayı
yastık altına gönderirken, gü-müş paranın değeri yok denecek kadar
azaldı. Altın para istifçilerin eline geçti. Kötü gidişe önlemler
alındı. Gümrük duvarları yükseltildi. Hatta ithal ipek giysiler
bile yasaklandı. Ancak çok geç kalınmıştı. Trampa ekonomisi gündeme
geldiğinde, paraya ve değerli madene sıkışan imparatorluk yönetimi,
merkezden kopmalara, nakit sağlama nedeniyle önce taviz verdi, daha
sonra da bunu önleyemedi. Barbar akınları başladığında imparatorluk
hızla parçalanma noktasına geliyordu. Bu süreçte Roma'ya bağlı olarak
gelişen Kilikya ekonomisi de darboğaza girdi.
Doğu, yılda üç kez ürün alınabilen, kendine yeterli kaynakları,
kırsal toplulukların gücü, organi-ze olmuş ihraç limanlarıyla, gelişmiş
kentleri ve kurumlarıyla ayakta kalabilmişti. H. Pirenne: "İmparatorluğun
iki büyük bölgesi olan doğu ve batıdan; doğu, batıyı üstün uygarlığı
ve çok daha yüksek ekonomik gelişme düzeyiyle alabildiğine aşmıştı.
4. yüzyılın basında, doğudakiler dışında gerçek anlamda büyük kentler
yoktu. İhracatın merkezi Doğu Akdeniz ve Küçük Asya olup, buralarda
özellikle bütün Roma dünyasının pazar olduğu ve doğu gemileri ile
taşınan dokuma üretimi yaygınlaşmıştı. Bu olgu kuşkusuz toplumun
sonunda Bizantinizmine varan hızlı doğululaşmasına büyük ölçüde
katkıda bulunmuştur. diye yazar.
4. yüzyılda Roma'nın Avrupa kanadı çökerken, doğuda Bizans daha
sonra da Constantinopolis başkentli olarak, yaklaşık 1000 yıl daha
devam etti. Akdeniz aracılığıyla gerçekleşen bu doğululaşma, özellikle
Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin önemini gösteren tarihsel bir
kanıttır

<<<Mersin
Anasayfası
Devam
>>> 1 - 2
- 3 - 4
- 5 - 6
- 7
|